Bilgi Edinme :+90 212 572 0034

Müzik ve Çocuk üzerindeki Etkisi

Müzik ve Çocuk üzerindeki Etkisi

MÜZİK VE ÇOCUK

1 –   İngilizce Özel ders ( Bireysel – İngilizce Özel ders )
2 –   İngilizce Özel ders – 4 kişilik gruplarla yapılan  İngilizce Özel ders )

GİRİŞ

Müzik eğitiminin çocuk gelişimine etkilerinden söz etmek demek, öncelikle “müzik-çocuk gelişimi” ikilisi arasında bir bağlantı olduğu ilkesini savunuyor olmak anlamına gelmektedir. Bu ilkeyi destekleyen esas unsur ise, müziğin insan hayatında  belirli bazı işlevleri olduğudur.
Müziğin işlevleri, özü bakımından estetik esaslı olup, bireysel, cemiyetsel, kültürel, ekonomik, eğitimsel kaliteler taşır. İşlevlerinin insan hayatındaki yeri ve önemi nedeniyledir ki, müzik, insanlık tarihinin en eski turlarından beri, hem çok etkili bir eğitim aracı, hem de çok mühim bir eğitim alanıdır.
Müziğin esas eğitimindeki ilk olgu, çocukta müzik sevgisini uyandırmak, düş dünyasında müzik imgesini geliştirmek, ritim duygusunu ve kulak duyarlılığını pekiştirmektir
Müziği seven çocuk insanı sever, cemiyeti sever, hayatı sever, eşsiz bir ruh gücü ve var olma duyusu  kazanır. Eflatun’un da dediği gibi, estetik eğitim, ahlak eğitimini de etkiler. W.Shakespare’nin Venedik Taciri adlı oyununda “Kendinde müzik olmayan, seslerin tatlı ahenginden heyecan hissetmeyen insan, hinlik ve hırsızlık konusuna  eğilimli olur. Onun ruhu geceden daha karanlık, tutkuları cehennemden daha karadır. Böyle bir varlığa güvenmeyiniz!” diyen sözlerinden de yola çıkarak, insan ruhunun derinliklerine  ulaşılabileceği vurgulamak gerekir. Müzik bir öğretim ve eğitim aracıdır; insanı yumuşatarak geliştirir.
Sanat, “yeterli ve yeteneğine uygun müzik eğitimi almış bireylerden oluşan, sanat kültürü almış aydınlara sahip” cemiyetlerde rahat soluk alır ve gelişebilir. Avrupa’da müzik sanatı son zamanlardaki  büyük gelişimini geniş ölçüde mekteplerde yapılan  müzik eğitimi ve öğretimine borçludur.

2. YÖNTEM

Bu araştırma betimsel bir alan araştırmasıdır ve evrenini, “müzik eğitiminin  şartları”, misallemini “müzik eğitiminin çocuk gelişimindeki etkileri”, oluşturmaktadır.
Bu araştırmanın konusu ve kapsamı gereği, “kaydedilmiş” ve “kaydedilmemiş” veri kaynaklarının her ikisinden de faydalanılmıştır.2 Bilir kişilerin görüşlerinin alınması kapsamında elde edilen bilgilerden ve konuyla alakalı olarak faydalanılan İngilizce kaydedilmiş/İngilizce’ye çevrilmiş/Türkçe’ye çevrilmiş kaynaklardan elde edilen veriler bulgular bölümünde kullanılmıştır.

3. BULGULAR VE YORUM

3. 1. Çocuğun Gelişiminde Olumlu Etkilere Sahip Olabilmesi İçin Müzik Eğitiminde Bulunması Gereken Nitelikler
Suzuki’ye göre, çocukların pek çok yeteneğinin kendi yapılarının bir parçası durumuna  gelene dek geliştirilmesi gerektiği açıktır. Ancak mekteplerdeki müfredat öğrenmenin bu esas kaidesini göz ardı ederek, bireysel ayrıntılar konusu düşünülmeyerek uygulanmaktadır. Çocuklar günlük olarak, devamlı güçluğu arkaan materyaller öğrenmeye güçlanmakta ve bazıları bu hıza yetişemeyerek cesaret kırıklığına uğramakta , engellenmiş olmaktadırlar.(Erman, 2000)
Kendi ülkemizden bir misal vermek gerekirse, MEB müzik ders programlarının hedefinin, medeni insan yetiştirmede çocuğu ya da genci her yönüyle tamamlamak körcıyla kulağını, sesini, zevkini eğitmek ve ona tekrarl bir müzik kültürü kazandırmakla birlikte, müzikal yönden başkalerinden ayrımlı kabiliyetlere sahip olan öğrencilerin saptanması ve yönlendirilmesi gibi, baştaki hedefi bütünleyen yeni düşünce ve yaklaşımları da dahilermesi gerekir. (Tufan, 1992)
Bu bağlamda; hem bireysel hem toplu çalışma imkanı veren müzik dersleri, çocukların dahilinde bulundukları ıslaka, çevreye ve kendi kişilik yapılarına göre ayrımlı öğrenme ve gelişme hususilikleri gösterdikleri göz önüne alınarak yapılmalıdır. Özel eğitim söz konusu ise, bireysel ayrımlılıkların rasatlenmesi ve hususilikle başlangıç derslerinde çocuk hakkında ön düşünceler oluşturmamızı sağlataraf kendine özgü öğrenme-kavrkör becerisi, bedensel-zihinsel ahenk hususilikleri, var olan müziksel yeteneğinin düzeyi ve bu düzeyin gelişim hızı doğrultusunda ona en uygun metotlerin, konu gizalamasının, ders süresi ve yoğunluğunun belirlenmesi çok mühimdir.
Müziğin esas eğitimindeki ilk hedef çocukta müzik sevgisini uyandırmak, düş dünyasında müzik imgesini geliştirmek olması nedeniyle, başlangıçta derslerin mühim bir bölümü müzikli oyunlarla çocuğun kendini ifade edebileceği ve zevk alabileceği biçimde düzenlenmelidir. Çocukların severek ve basitçe öğrenebileceği hem de günlük hayatta var olan ezgileri içine alan kitaplar seçilmeli, türlü çalgılar (özellikle Orf çalgıları) gibi öğrenmeyi destekleyici görsel materyaller kullanılmalıdır. Bu tür materyaller sayesinde esasa özgü teorik bilgilerin sıkmadan ve somuttan-soyuta ilkesi korunarak verilebilme şansı da doğacaktır.
Kaliteli bir eğitimde olması gereken bir başka kalite de, hayata geçirmedir (yaşantıya katma). Çocuğun günlük hayattan uzak olmayan doğruları öğrenmesi buna bir misal oluşturabileceği gibi, gurup dahilindeki etkinlikler de mühim bir hayata katma biçimidir. Kişinin, emsallerini görmesi ve deneyimlerini paylaşması yaptığı işin cemiyetsel kıymetini ve işlevini anlamasına yardım eder . Bu etkinlikler mektep de koro ile dinleti sunumları ve bireysel konserler verme ya da izleme biçiminde olabilir.

İyi bir eğitim her şeyden evvel çocuğun “hazır bulunuşluk” düzetekrar bağlıdır. Yani iyi motive edilmiş bir çocuk / çocuk gurubu, gelişim yoluna doğru adımla başlamıştır denilebilir. Burada, müspet bir pekiştireç olan “övgü”nün de müzik derslerinde yer alması gereken bir konu olduğunu vurgulamak gerekir. Klasik eğitimin vazgeçilmez bir öğesi olan “pekiştireç kullanımı”, her ne kadar bir uçurumgı bildirdiği ve oto-kontrolü artlettiği gibi gerekçelerle turdaş eğitim yaklaşımlarında tercih edilmiyor olsa da, hususilikle mektep evvelsi ve ilk öğretimde denetimlü biçimde kullanılmasının uçurumarları vardır. Yerinde ve uygun bir dille kullanılan her tür pekiştireç öğrenmede motivasyonu sağlayabilir. Örnek olarak, pekiştireç olarak kullanıldığında “övgü” nün motivasyondaki büyük etkisi münakaşasızdır ve bu sadeçe şu bütünceleri değiştirerek bile sağlanabilir:

Yanlış yapıyorsun(uz) : “ Böyle olduğundan emin misin(iz)?”(OTOKONTROL)

Ne öğrettiğimi anlamamışsın(ız) : “ Bu konuyu yeniden ele alalım ve tekrar deneyelim” (DÜZELTME)

Eh...bu bir şeye benzedi : “İyi! Daha iyisini de yapabileceğine(ize) inanıyorum! (TEŞVİK)

Olmadı : “Güzel, daha da nihayetbaharelini yapmayı vakitla öğreneceksin(iz)” (TAKDİR)

Son olarak, sağlıklı, huzurlu, başarılı, mutlu çocuklar yetiştirmek dahilin en mühim vitaminin SEVGİ olduğunu hatırlayarak, müzik eğitiminin bir sevgi aktarımına sahip olması gerektiğini de vurgulamak gerekir.

3. 2. Müziğin Çocuk Gelişimindeki Etkileri
Müziksel kabiliyet seviyeleri ne olursa olsun, her çocuğun hayatında  müzik vardır ve her çocuk müzikle alakalı en az bir etkinliği hayatına katmaktan keyif alacaktır. Bireysel olarak ya da toplu biçimde çalgı çalmak / doğuı söylemek, dans etmek, müzik dinlemek bu etkinliklerden bazılarıdır. Çocuğu bunlardan kendisini en iyi ifade edebileceği hangisi ise ona yönlendirmek ve periyodik bir müzik sevgisi, hazzı kazandırmak hususiyetle  mektep evvelinde başlanılması gereken eğitim hizmetlerindendir ve hem uzman eğitimcilere hem ailelere mesuliyet düşmektedir.
Müziğin, çocuğun gelişimine etkileri, çocuğun müziksel becerilerinin geliştirilmesi ve müzik eğitimi yoluyla müzik dışı becerilerinin de geliştirilmesi olmak üzere iki yönlü düşünülmelidir.

3. 3. Müziğin, Çocuğun Duygusal ve Sosyal Gelişimine Etkisi
Her çocuğun, hususilikle kendisini en iyi ifade edebileceği müziksel etkinlik türünde gurupla çalışması kuşkusuz onun sosyalleşmesinde çok mühim bir yere sahiptir. Örneğin, gurupla söyleme, sesini kullanmayı ve denetlemeyi keşfedeceği, ahenk becerisini geliştireceği, işbirliğine dair disiplin kazanacağı türden bir etkinlikken; bireysel çalgı çalması enerjini müspet yönlendirebileceği, kişisel doyum sağlayabileceği ve ritim-ezgi duygusunu geliştirebileceği türden bir etkinliktir.
Benzer biçimde, çocukların müzik duygusunun gelişiminde devamlı dinleme mühim yer tutar. Bu nedenle derslerde sıklıkla canlı ya da herhangi bir kayıttan dinlemeye vakit ayrılabilir. Bunun ev hayatı dahilinde sürdürülmesinin önemi de büyüktür. Ancak dinleme günlük bir alışkanlık olarak ele alınmalı, çocuk oturup dinlemeye şartlanmalıdır. Örneğin aş yerken, oyun oynarken ya da ahenkak dahilin yattığında...
Sanılanın tersine, çocuk aynı müziği sıklıkla dinlemekten sıkılmaz ve dinleme müspet bir öğrenme sağlar. (Tabi, tekrarlar hakkında şikayet edildiğini duymaz tarafi böyle bir menfi öğrenme ile karşı karşıya kalmazsa!!!) Özel eğitim söz konusu ise, çocuğun dinlemesi dahilin seçilen eserlerin dahilinde ileride çalacağı / söyleyeceği parçaların olması o parçaları öğrenirken hdahil duymadığı bir parçadan kat be kat kısa sürede nihayetuca ulaşmasını da sağlayacaktır.
Müzik dinleme etkinliğinde dikkat edilmesi gereken nokta, dinlenilecek müziklerin seçimidir. Yapılan seçimler, turdaş ve gelişmeye açık kalitete çalışmaları, türli türleri / formları / ses sistemlerini, hem evrensel hem ulusal ve hem sanat hem durumk müzik misallerini dahilermelidir.

Çocuklara müzik öğretimini verenlerin raporları, başka bir çok konuyu müzik öğretimi ile ilişkilendirmektedir. Duke, Flowers ve Wolf (1997), ailelerin ve piyano eğitmenlerinin, piyano öğretiminin çocukların “disiplin, adaptasyon, kavrama yeteneği, öz-güven4 mesuliyet, kişisel düşünce” gibi kişilik hususiyetlerinin gelişiminde etkili olduğuna ve öğrencinin hayattan aldığı zevki dışa vurduklarına inandıklarını bulmuşlardır. Piyanistin kişilik hususilikleri üzerine yapılan ender araştırmalar (Kemp, 1996) bu inanışların deneysel delillerle desteklenebilirliğini öne sürmeyi mümkün kılmaktadır.

Spychiger’in araştırmasına ve “ Mozarka IQ Artışı Sağlar” adlı çalışmanın nihayetuçlarına dayanılarak şunlar söylenebilir: Daha çok müzik eğitimi alan çocuklar, öğretmenleri ile daha işbirlikçi ve artdaşları ile daha dostça ilişkiler dahilindedirler. Ayrıca, çocuklar birlikte müzik yaparlar ve doğuı söylerlerse, birbirlerini dinlemeyi daha basit öğrenirler. Çünkü rekabetçi davranışlar müzik yapmakla uyuşmamaktadır.

3. 4. Müziğin, Çocuğun Bedensel ve Psiko-Motor Gelişimine Etkisi
Seslerin doğumundan saygınlıken çocuğu devinimlere yönlendirdiği bilinmektedir. Şarkılardaki soluk belirteçlerine göre soluk alma, solunum denetimünü ve akciğer gelişimini sağlayabileceği gibi; çalgılarla çalışma, hem büyük ve küçük adaleların gelişimini hem psiko-motor gelişimini müspet etkiler. Bu etkinliklerin gurup dahilinde sürmesi gelişimi hem hızlandırır hem de iletişim becerilerine yeni bir pencere açar.

3. 5. Müziğin Çocukta Dil Gelişimine Etkisi

Müzik ve Çocuk üzerindeki Etkisiİnsan doğuştan dil ve konuşma yeteneğiyle doğar. Önce çevresindeki sesleri dinler, bunları anlamaya ve benzerini çıkarmaya çalışır. Ardından kendisini anlatmak ve çevresini anlamak dahilin kelimeleri kullanarak bütünceler kurar. Sesler, çocuğun dış dünya ile ilk iletişim aracıdır.

Çocukta dil gelişimi mektep evvelsinde gerçekleşir.5Bu gelişimi destekleyen en nihayetbaharel araç doğuılar ve tekerlemelerdir. Sözleri, dili ve duyguları geliştirici olan, ezgileri uygun ses aralığında ovalmış, söz-müzik bütünceleri ahenklu (prozodisi başarılı), doğru bütüncelemeler, doğru vurgulamalarla söyletilen doğuılar ve tekerlemeleri, 6 ıslaktan nihayetra örgün eğitimde “yazma” tahsili izler. Burada, öğretmenin diksiyonu vb. çok mühimdir çünkü o bir modeldir. (Seyrek&Sun, 19??)
Müziğin, dil gelişimini hedefleyerek bir öğretim aracı olarak kullanılmasında, dildeki ve müzikteki bilişsel süreçlerin karşılaştırılması nihayetinde  saptanan benzerliklerden de bilinçli biçimde faydalınabilinir.

“Müzik eğitimi işitsel temporal işlemleri güçlendirerek, shususi becerilerin gelişimini dolaylı yoldan etkiler” şeklindeki hipoteze dayalı bir araştırmalarında Jakobson, Cuddy, Kilgour (2003); işitsel temporal işlemlerin güçlenmesinin, hızla değineşeli akustik olaylardaki çok ince ayrımları ayrım edebilme şeklinde gerçekleştiğini ortaya koymuşlardır. Müziksel algı ve shususi algı bağlantısı, sağdan çok sol lobda etkili çimde gelişmektedir. Dahası, deneklerle yapılan evvelki çalışmalarda işitsel temporal işlemlerin gelişimi- shususi ayırt etme becerisi- dili anlkör becerisi arasında anlamlı bir bağlantı olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu çalışmalardan anlaşılmıştır ki, müzisyenlerde işitsel temporal işlemlerin gelişmesi, başka insanlardan ayrımlı biçimde shususi hafıza becerilerinin de öne çıkması-artmasına yol açmaktadır.

Müzisyenlerde shususi belleğin performansındaki bu arkaış, müzik eğitiminin işitsel işlemlerden sorumlu temporal lobu geliştirmesi yolu ile gerçekleşmektedir:

1. Bilişsel algı ve işlemler müzik eğitimi ile güçlenmektedir.

2. Bu ise, sol beyinde yer alan işitme bölgesinin nöronlarındaki plastik (art dönebilir-2 yönlü esnekliği olan) değişimler yoluyla gerçekleşmektedir.

Bu değişimlerde, bireyin kaç ıslakında eğitime başladığı önem taşımaktadır çünkü beynin işlevsel ve yapısal karakteristikleri ıslaka göre biçimlenmektedir. (Bu anlamda 7 yaş nihayetrası biraz şanssız bir durum oluyor.) (Jakobson, Cuddy, Kilgour, 2003)7

İsviçre Fribourg Üniversitesi Elemanı psikolog Maria Spychiger’a göre, mektepda daha çok müzik eğitimi alan çocukların dil öğrenme kabiliyetleri normal eğitim görenlere göre daha çok gelişmektedir. Spychiger’ın araştırmasında, ıslakları 7 ve 15 arasında değineşeli çocukların bulunduğu 70 derslikın uçurumısına, matematik ve dil derslerinden arkaan vakitlarda, haftanın 5 günü çokdan 45 dakika müzik eğitimi verilmiş, başka uçurumı müzik derslerini haftada 1-2 saat almayı sürdürmüştür. 3 sene nihayetunda kıymetlendirilen veriler, çokdan ders alan çocukların dil derslerinde daha başarılı olduklarını gösterirken, daha az müzik eğitimi alan denetim gurubu çocuklarının matematik başarıları ile ayrım oluşmadığı saptanmıştır.

3. 6. Müzik Eğitiminin Çocuğun Bilişsel Becerilerinin Gelişimine Etkileri

“Müzik” ile “beynin erken gelişimi” arasında mühim bir bağlantı vardır. Bu gelişme mektepların müzik programlarında sınırlamaya gitmeleri ile ortaya çıkmıştır. İnsanlar çocuklarının piyano dersi almaya başlamasını isterken, neden bahsettiklerini bilmekte kör çok daha erken başlamaları gerektiğini bilmemektedir. Çalışmalar, erken müzik eğitiminin hususilikle de piyano derslerinin gerçekten de çocukların beyinlerindeki işlem merkezlerini geliştirdiğini göstermiştir. (Beachwood,1997)

Irvine, California Üniversitesi araştırmacılarından Frances Roucher ve Gordon Shaw 1993’te mektep evvelsi çocuklar üzerinde yaptıkları araştırmalarda, 3-5 yaş arası çocukların 6 aylık piyano dersinden nihayetra, matematik ve başka bilimler açısından çok önem taşıtaraf fezasal algılkör testlerinde ve bulmacalarda heyecan verici gelişmeler gösterdiklerini saptamışlardır. Araştırmacılar, müzik eğitiminin beyindeki yeni ve devamlı bağlantılar oluşumunu canlandırdığına inanmaktadırlar. (Beachwood,1997)

Müzik eğitiminin fezasal becerilere etkisini inceleyen mühim bir çalışma olan, Mozarka Etkisi’ne göre, Sadece 10 dakika Mozarka dinletilen guruplarda bile fezasal algılkör testlerinde %30luk bir başarı arkaışı sağlanmıştır. Aynı araştırmacılar modern müziğin benzer etkileri olup olmadığına da bakmış ancak hiçbir mühim etki ile karşılaşmamışlardır (Beachwood,1997)

Konusunda kendinden evvelki bulgulara dayanan bir başka araştırmaya göre Mozarka Etkisi, tempo ve tonun etkisi ile, ikazlma düzeyinde ve duygu durumda oluşan değişikliklerin nihayetucunda oluşmaktadır. Bu etki, vakitne göre de değişiklik göstermektedir: 10 Dakika dinlemenin kısa dmühim etkisi varken, uzun bir vakit düzenli olarak dağılan müzik eğitiminin uzun dmühim etkisi oluşmaktadır. (Husain, Thompson, Glenn, 2002)

Mozarka etkisi ayrıca şu iki biçimde de açıklanılmaya çalışılmıştır:

A: Mozarka ® Sinirsel Etkinleştirmenin Kalıpları ® Uzaysal beceriler

®
Tempo ®
Uyarılma Düzeyi ®

Bilişsel Performans

Zevk ®

®
Ton ®

Duygu Durum ®

B :

Medikal merkezlerde yapılan araştırmalarda, Mozart’ın müziğinde de olduğu gibi 20-30 saniye tekrarlı sisteme sahip yüzlerce kompozisyon incelenmiş ve bunların beyinde tetiklemelere neden olduğu anlaşılmıştır. Merkezi sinir sistemimizdeki bir çok fonksiyonun da benzer biçimde çalışıyor olması “Mozarka Etkisi” araştırmalarının kullandığı mühim verilerdendir. (Kliever, 1999)

Bilişsel becerilerle alakali olarak yapılmış olan bir başka çalışma ise, Whittell’e aittir: 6 Aylık bir dönem dahilin, 3 ve 4 ıslaklarındaki 2 çocuk gurubundan birine piyano başkaine bilgisauçurum dersleri verilmiş, dönem nihayetunda her 2 gruba IQ testleri uygulanmış ve piyano dersi alan grupta %34’lük ileri performans kaydedilmiştir. Bu çarpıcı nihayetuç, California Wisconsin Üniversitesi nöroloji uzmanlarınca, ayrımlı sosyo-ekonomik dersliklardan 78 çocuk üzerinde denenmiştir. Bu nihayetuç şu bütünce ile ifade edilmiştir: “ Müzik Nörolojik Sistemin Evrenini Geliştirir”

Araştırmacılar, çocukların bu ilerlemeyi kodlu imajların (notalar) bedensel davranışa (piyano çalmak) aktarımını deney yoluyla kazanmış oldukları görüşündedir. Bu müziksel davranış, zeka ile birleşmiş nörolojik sistemin evrenini geliştirmiştir. California Üniversitesi’nden Amy Graziano’ya göre, müzik eğitimi, beynin fezasal-zamansal muhakemeden sorumlu bölümlerini yöneten bölümlerin gelişimini sağlamaktadır. Bunun tersne bilgisauçurum dersleri, küçük çocukları düşünmeye ve plan yapmaya güçlamadığından zihinsel yapıda herhangi bir gelişmeyi sağlayamamaktadır. (Whittell, 1997)

Giderek çoğalan araştırma neticeleri, Mozarka dinlemenin zihinsel performansı arkatırdığı varsayımını geçerli kılmıştır. Barok müziğin kalıpları ile beyin dalgalarındaki ritmin benzerliği keşfedildikten sonra Irvine, California Üniversitesi nöro-biyologlarından Gordon Shaw ve Frances Rauscher 1995’te 75 kolej öğrencisi ile çalışarak, ayrı ayrı grupları ayrımlı ses ortamlarında, sessiz, Mozart’ın bir piyano nihayetatıyla, minimalist müzikle ve repetitive müzikle test etmişlerdir. Sonuçlar Mozarka dinleyen grubun şaşırtıcı gelişme gösterdiğini ortaya koymuştur. Diğer psikolog ve nöro-biyologların deney grupları olarak aldıkları çocuklar, saralılar, Alzheimer hastaları, hatta farelerle yaptıkları araştırmalar ise Mozart’ın müziğinin beynin motor koordinasyonunu, görsel algısını ve düşünce sürecini hızlandırdığını ortaya koymuştur.

Fransız tıp ve bilim büyükdemileri azasi Dr. Alfred Tomatis’e göre beynin elektriksel olarak şarj olmasında kulaklar annehtar bir rol oynamaktadır. Tomatis’e göre beyin hücrelerindeki elektriksel enerjinin azalması konsantrasyonun bozulmasına ve yorgunluğa neden olmakta, bu durumda beynin de piller gibi şarj edilmesi gerekmektedir. Tomatis beyin hücrelerinin enerjiyle şarj edilmesi yollarından biri olarak 5000 ile 8000 hz. arasında yüksek frekanslar ihtiva eden müziklerin dinlenmesini keşfetmiştir. Yıllar süren annelizlerden nihayetra Tomatis, bu frekans aralığındaki seslerin Mozart'ın müziklerinde çok sayıda var olduğunu tespit etmiştir. Tomatis’e göre kulak salyangozunu dolduran Corti hücrelerinin titreşmesi, jeneratör araçsı görerek beynin yeniden şarj edilmesini sağlamaktadır. (Kliever, 1999)

Müzik öğretiminin araştırılan başka uçurumarları büyükdemik başarılarla ilişkilidir. Zemindeki müziği dinlemeye sertlmak gibi göreceli olarak edilgen durumlarda bile müziğe maruz kalmanın büyükdemik başarıya katkıda bulunduğu ileri sürülmüştür (örneğin, Schreiber, 1988). Müzik öğretimine sertlan ya da müzikle varlıklıleştirilen ortamlarda ıslakataraf çocuklar sertlmayanlardan daha yüksek büyükdemik başarılar elde etmişlerdir. (Costa-Giomi, 1999) (Harding 1990; Hurwitz ve başkaleri 1975; Linch,1994) Bununla birlikte, müziğe sertlımla büyükdemik başarı arasındaki mühim ilişki bütün öğrenciler dahilin saptanmış değildir. (Legette,1994; Kooyman,1989) Öğrencilerin yüksek büyükdemik başarı ile bütünleşmiş olmaları ve müzik eğitiminde de sebat etmeleri arsındaki ya da düşük büyükdemik başarıda olmaları ile müzik eğitimi almamış ya da sürdürmemiş olmaları arasındaki ilişki, belirli bir metotle uzun vadede tartışılabilir.8

1998’de ABD Ulusal Haber Servisi’nde yayınlanan bir habere göre, SAT9 puanlarındaki arkaış ve sanat çalışmalarına ayrılan vakitın uzunluğu arasında direkt bir bağlantı vardır. Okul İdare Heyeti’nden alınan mektep öğrenci kayıtlarına göre, düzenli müzik eğitimi alan çocukların, sanat eğitimi almayanlara göre, SAT shususi puanları 52 ve matematik puanları 37 olmak üzere toplam 89 puan daha çokdır.

3. 7. Müzik Eğitiminin Konsantrasyon Üzerinde Etkisi

Konsantrasyon, bir çocuğun neler gördüğünü, duyduğunu ve okuduğunu hatırlamasını sağlar. Bir dahil güçtür, beyin jimnastiğidir, hedefleri iyi belirlemek ve onları gerçekleştirmektir ve başarı dahilin esas bir öğedir. Başarı ve başarısızlık arasındaki ayrımı belirlemede etkili olan konsantrasyonun gücünü kullanmak ve bunu öğrenmek güçdur. Konsantrasyon çocuğa, disiplini ve hedeflerini belirtip, onları gerçekleştirmeyi öğretecek ve onu mektep ıslakamına ve ileriye hazırlayacaktır. Çocuk erken ıslakta konsantrasyonu öğrenirse bunun uçurumarsını hep görecektir.

Konsantrasyonu sağlamanın en iyi yollarından biri müzik eğitimidir. Çünkü müzik kendi dahil disiplini dolayısıyla ağırbaşlı bir dikkat yoğunluğunu gerektirmekte ve yapısı bakımından devamlı bir düzen dahilermektedir. Müzikle gelineşeli konsantre olabilme becerisi, çocuğun ıslakamındaki başka alanlara da müspet tarafsıyacaktır.

3. 8. Müzik Eğitiminin Gelişmekte Olan Çocuğun Gelecekteki Meslek Seçimine Etkileri

Çocukla iletişim kurmaya çalışan yetişkinlerin, onlara yönelttikleri ilk sorulardan biri, "Büyüyünce ne olacaksın?” sorusudur. Ne kadar küçük olursa olsun, her çocuğun böyle bir soruyu, bir iş adı vererek tarafıtladığı görülür. Çocuğun düşlerinde oluşan ve oyunlarına tarafsıtaraf bu iş heveslerinin gerçekle bağlantısı çok zayıftır. Çocuk, iş hedeflerini ifade ederken ne kabiliyetlerini, ne de mali imkanlarını dikkate alması gerektiğinin ayrımındadır. O, sadece imrendiği insanlara benzeme çabasındadır ve mesleği bunun bir aracı olarak görür. Yaşı ilerledikçe, eğitim ıslakamının her aşamasında yapıp ettiklerini ve bunlardan elde ettiği nihayetuçları kıymetlendirerek, bunların iş hedefleri ile bağlantısını kurmaya çalışır ve bunu çok kez bilinçsiz yapar. (Ünalan, 2001)

Meslek sadece para kazanma aracı değildir. Meslek, her şeyden evvel kabiliyetleri kullanma, kendini gerçekleştirme ve geliştirme yoludur ve bir insanın günlük ıslakamının üçte birini oluşturmaktadır. Seçilen iş kişinin alaka ve kabiliyetlerine uygunsa ve kişi işiyle işırken doyuma ulaşıyorsa, hem en üstün verim, hem de mutluluk gerçekleşir. Buna göre, ıslakamta mutluluğu kazanabilmenin en mühim koşulı, kendimize uygun bir işte bulunmamızdır. Yanlış yerde bulunan insanın doğru işler yapması beklenemez.

Meslek seçiminde dikkate alınması gereken kabiliyetlerden “Soyut Düşünebilme”, “El-Parmak Becerisi”, “Göz-El İşbirliği”, “Kas Koordinasyonu” ve “Yaratıcılık” nihayetbaharel sanatlar alanının ve hususilikle müzik dalının gerektirdiği becerilerdendir.10(Ünalan, 2001)

Müzik, resim gibi çok erken ıslaklarda kendini gösteren sanat kabiliyetleri bu tekrarl kriterlerden başka, alanne özgü beceriler de gerektirmektedir ki, bunlar ancak sağlıklı bir ön / erken eğitimle ayrım edilerek kıymetlendirilebilir. Çocukların kabiliyetlerini tanımak isteyen bir eğitimci, mektep evvelsinde ya da ilkokulda çocukların türli konuları öğrenirken ıslakadıkları üzerinde düşünebilir; hangi konuları daha acele ve basit, hangilerini güçlukla öğrendiklerine bakarak, kabiliyetleri hakkında bir düşünce edinebilir. Bu tür bir yaklaşım, müzikle alakali işlere ya da bir sosyal etkinlik olarak (mesleki kaygı ile olmasa da) hususi müzik eğitimine yönelebilecek çocukların, erken keşfedilmesi ve yönlendirilmesine uçurumdımcı olacaktır.

İngilizce Özel Ders,Müzik ve Çocuk üzerindeki Etkisi

İngilizce Özel Ders,Müzik ve Çocuk üzerindeki Etkisi

4. SONUÇ

Genel olarak denilebilir ki, müzik eğitimi yoluyla çocuğun müziksel becerilerinin tarafı giza müzik dışı becerileri de geliştirilebilmektedir. Bu bireysel katkının tarafında cemiyetu birleştirici ve geliştirici bir moral kıymet olan müziğin, eğitiminin önemi tartışılmazdır.

Bunlardan müziksel becerilerin gelişimine dair şunlar söylenilebilir: Gardner'a göre yedi tip zeka doğuştan her çocukta değişik düzeylerde bulunmaktadır ve küçük ıslaklardan başlayarak hayat boyu bütün zeka tipleri geliştirilebilmektedir. Pek çok çocuğun eğitimle sesini daha doğru kullanmayı öğrenebilerek, nihayetbaharel doğuı söylemeye başlaması; müzik aleti çalmaya hevesli ya da çalıyor olması, müzik dinlemeyi seviyor, mektep dışında öğrendikleri doğuıları söylemekten çok hoşlanıyor olması, koro ya da buna benzer faaliyetlere sertlmaktan zevk alması bunlardan “müzik zekası” ile alakalidir. Kapsamlı bir müzik eğitimi alan çocuk, sanatsal eğitime hazır biçime gelir, doğaçlamalar yolu ile uçurumatıcılığını geliştirir, kendini müzikle (dil, devinim, müzik) ifade ederken, cemiyet dahilindeki yerini, görevlerini ayrım eder, dahil ve dış disiplini gelişir, müziğin esas kaideları ve değişik çalgılarla tanışır, (müziksel balaka ve becerisi arkaar), doğuı söyleyebilir, ahenklu dans edebilir ve çocuğun ritm duygusu, sesini kullanabilmesi ve müziksel işitmesi, müzik zevki vb. gelişir.

Müzik öğretiminin eğitime ve çocuk gelişimine katkısı nihayet seneler sonucunda hatırı sayılır bir önem kazanmış ve müzik yoluyla müzik dışı becerilerin geliştirilebilmesi konusunda, pek çok araştırma yapılmıştır. Müzik dinlemenin ve öğretiminin kavrkör becerilerindeki etkileri ile alakali bulgular, müziğin uçurumarına olan alakade dalgalanmalara yol açmıştır. Müzik dinlemenin fezasal becerilere olan etkileri kısa dönemlerde çelişkiler ortaya çıkarırken, müzik öğretiminin uzun dönemlerdeki fezasal kabiliyet gelişimine etkisi daha tutarlıdır.

Kısacası, düzenli ve devamlı bir müzik eğitiminin, “dik kati /konsantrasyonu”, “koordinasyonu”, “anne dili”, “uzaysal becerileri”, “özgüveni”, “karakteri”, “alaka ve kabiliyetleri”, “beyin ile duygular arasındaki koordinasyonu”, “iletişimi” geliştirdiği savını destekleyen pek çok deneysel çalışma vardır. Ancak henüz kati tekrarllemeler yapabilmek ev bu dolaylı etkilerdeki mekanizmaları açıklayabilmek konusunda  gereken tutarlı-tam bir veri tabanı oluşmamıştır.

No Comments Yet.

Leave a reply

web tasarim