Bilgi Edinme :+90 212 572 0034

ADVERBIAL CLAUSE OF MANNER

ADVERBIAL CLAUSE OF MANNERADVERBIAL CLAUSE OF MANNER HAKKINDA BİLGİ

ADVERBIAL CLAUSE OF MANNER  ÖRNEKLERİADVERBIAL CLAUSE OF MANNER


1 –   İngilizce Özel ders ( Bireysel – İngilizce Özel ders )
2 –   İngilizce Özel ders – 4 kişilik gruplarla yapılan  İngilizce Özel ders )

AS : …dığı gibi, …diği biçimde

I did my homework as the teacher had explained.

Ev ödevimi öğretmenin açıkladığı biçimde yaptım.

When you are in Rome, do as the Romans do.

Roma’da olduğunuz zaman Romalılar gibi davranınız.

Gökhan solved the problem as I had expected.

Gökhan problemi ümit ettiğim gibi çözdü.

When you go to Turkey, you can l,ive as you like.

Türkiye’ye gidince istediğin gibi yaşayabilirsin.

If you wish to make more money, do as I do.

Daha çok para kazanmak istiyorsan benim yaptığım gibi yap.

Rarely have I seen so many beautiful views as I saw in the Black Sea region.

Karadeniz bölgesinde gördüğüm bu kadar çok güzel manzarayı nadiren görmüşümdür.

AS IF/ AS THOUGH : gibi, sanki, güya, …miş gibi

You speak English as if you were an Englishman.

İngilizceyi sanki bir İngilizmişsin gibi konuşuyorsun

Ayşe was trembling all over as though she had seen a ghost.

Ayşe hayalet görmüş gibi tiril tiril titriyordu.

Maria acted as if she were mad.

Maria çılgınmış gibi davrandı.

It sounds as if (though) the situation will get worse.

Durum daha da kötüleşecekmiş gibi görünüyor.

It feels as if (though) it is going to rain.

Yağmur yağacağa benziyor.

Hasan was speaking at the meeting as if he were sick.

Hasan toplantıda hastaymış gibi konuşuyordu.

We must behave as though everything werenormal.

Herşey normalmiş gibi davranmalıyız.

My father drove his car as if the police were chasing him.

Babam otomobilini sanki polisler peşinden kovalıyormuş gibi sürüyordu.

Helen was laughing as though she had won a million dollars.

Helen sanki bir milyon dolar kazanmış gibi gülüyordu.

ADVERBIAL CLAUSE OF MANNERLIKE : gibi

like bağlacı yazı dilinden daha ok konuşma dilinde kullanılır. Amerikan

İngilizcesinde bu kullanış yaygındır.

Mary wrote the letter like I told her.

Mary mektubu kendisine söylediğim gibi yazdı.

Why don’t you find a job like all your friends have found ?

Neden sen de bütün arkadaşların gibi bir iş bulmuyorsun ?

I’ll never be able to swim like she does.

Onun yüzdüğü gibi hiçbir zaman yüzemeyeceğim.

The soldiers lay down on the ground like I ordered.

Askerler yere emrettiğim gibi yattılar.

My friend took his son to Switzerland like the doctor had advised.

Arkadaşım oğlunu, doktorun öğüt verdiği gibi İsviçre’ye götürdü.

HOW : THE WAY

This meat has been cooked how (the way) I like it.

Bu et istediğim gibi pişirilmiş.

THE WAY (THAT) : gibi, şekilde

My father does his work the way (that) he was taught.

Babam işini öğretildiği gibi yapar.

My wife always prepares dinner the way I like it.

Eşim her zaman akşam yemeğini istediğim şekilde hazırlar.

The surgeon performed the operation the way that he had seen it in Germany.

Operatör ameliyatı, Almanya’da görmüş olduğu şekilde yaptı.

I cannot stand the way (that) Jennifer plays the guitar.

Jennifer’ın gitar çalış şekline tahammül edemiyorum.

They might be billionaries, the way they live.

Yaşam şekillerine bakılırsa milyoner olmalılar.

IN THE WAY (THAT) / IN THE MANNER (THAT) : gibi, şekilde

The accident took place in the way (that) I predicted.

Kaza tahmin ettiğim gibi oldu.

My brother did the work in the manner (that) I had shown him.

Erkek kardeşim işi kendisine gösterdiğim biçimde yaptı.


ADVERBIAL CLAUSE OF MANNERIN (SUCH) A WAY THAT / IN (SUCH) A MANNER THAT : gibi, şekilde

My father talks politics in such a way that he will change the whole world overnight.

Babam bir gecede bütün dünyayı değiştirecekmiş gibi politikadan bahsediyor.

My friend always speaks in such a manner that he will draw the attention of all girls.

Arkadaşım her zaman bütün kızların dikkatini çekecekmiş gibi konuşuyor.

IN THE SAME WAY AS : aynı şekilde

She is behaving (in) the same way as her elder sister used to.

Ablası gibi aynı biçimde davranıyor.

The earth shines in the same way as the moon shines.

Dünya(yeryüzü) ayın parladığı gibi (aynı şekilde) parlar.

 

No Comments Yet.

Leave a reply

web tasarim