Bilgi Edinme :+90 212 572 0034

ADVERBİAL CLAUSE OF DURATION

ADVERBİAL CLAUSE OF DURATION HAKKINDA AÇIKLAMA

İNGİLİZCE

1 –   İngilizce Özel ders ( Bireysel – İngilizce Özel ders )
2 –   İngilizce Özel ders – 4 kişilik gruplarla yapılan  İngilizce Özel ders )

TILL/UNTIL : e..kadar, …ceye kadar

I shall wait here till you finish your work.

Till you finish your work, I shall wait here.

İşinizi bitirene dek burada bekleyeceğim.

I stayed in bed until I recovered from my ilness.

Hastalığım geçene kadar yataktan çıkmadım.

You should repeat it until you have learned it by heart.

Onu ezberleyinceye kadar tekrar etsen iyi olur.

These brave men will fight till they die.

Bu yürekli insanlar ölene dek savaşacaklar.

I shall play bridge until my father has come.

Babam gelene kadar briç oynayacağım.

BY THE TIME : …e kadar, …ceye kadar

The party will be over by the time we get there.

By the time we get there, the party will be over.

Biz oraya varıncaya kadar parti sona erecek.

I will finish everything by the time my father comes home.

Babam eve gelene kadar her şeyi bitireceğim.

I will read this book by the time the train gets to London.

Tren Londra’ya varana kadar bu kitabı okuyacağım.

Don’t worry, we’ll get to the station by the time the train leaves.

Merak etme, tren kalkana kadar istasyona varırız.

The student had erased the board by the time the teacher returned.

Öğretmen dönene kadar öğrenci tahtayı silmişti.


ADVERBİAL CLAUSE OF DURATIONSINCE/EVER SINCE : ..den beri

I have not seen her since her husband left her.

Since her husband left her, I have not seen her.

Kocası terk ettiğinden beri onu görmedim.

I have been very busy since I arrived here.

Buraya geldiğimden beri çok meşgulüm.

What have you been doing since I last saw you ?
Seni son gördüğümden beri ne yapıyorsun (yapmaktasın) ?

I have not done anything ever since the holidays began.

Tatil başladığından beri hiçbir şey yapmadım.

No buses have been running ever since the strike began.

Grev başaldığından beri hiçbir otobüs işlemiyor.

AS LONG AS/ SO LONG AS : …dığı süre, sürece

I will always remember her as long as I live.

As long as I live, I will always remember her.

Yaşadığım sürece onu her zaman hatırlayacağım.

You can keep the book so long as you like.

Kitabı istediğin kadar elde tutabilirsin.

As long as you keep away from your friends, you will be happier.

Arkadaşlarından uzak durduğun sürece daha mutlu olursun.

So long as you live in this city, you wont be able to find a good job.

Bu kentte yaşadığın sürece iyi bir iş bulamayacaksın.

ALL THE TIME :  ..dığı süre

All the time my friend studied his lesson , I watched TV.

I watched TV all the time my friend studied his lesson.

Arkadaşım dersini çalıştığı süre televizyon seyrettim.

All the time you speak English with the strangers, you should pay more

attention to your pronounciation.

Yabancılarla İngilizce konuştuğun sürece telaffuzuna daha

çok dikkat etmelisin.

ADVERBIAL CLAUSE OF PLACE

WHERE :  ...dığı yerde, …dığı yere

I want to live where the climate is mild.

İklimin ılıman olduğu yerde yaşamak istiyorum.

Helen will wait for us where I saw you yesterday.

Helen bizi, dün seni gördüğüm yerde bekleyecek.

My sister would like to live where there are many people.

Kızkardeşim birçok insanın bulunduğu yerde yaşamak istiyor.

I will take you where I found the children.

Sizi çocukları bulduğum yere götüreceğim.

The government has raised the taxes where you live now.

Hükümet şimdi sizin yaşadığınız yerde vergileri arttırdı.

You should stay where you are.

Olduğunuz (bulunduğunuz) yerde kalmalısınız.

The house stands where the three roads meet.

Ev üç yolun buluştuğu yerdedir.

I hid the pistol where I thought no one could find it.

Tabancayı hiç kimsenin bulamayacağını zannettiğim yere sakladım.

The children were playing where the accident had happened.

Çocuklar kazanın olduğu yerde oyun oynuyorlardı.

The church was built where there had once been a Roman bath.

Kilise bir zamanlar bir Roma hamamının bulunduğu yerde yapıldı.

Some villagers were working near where the lion was sleeping.

Bazı köylüler arslanın uyuduğu yere yakın bir yerde çalışıyorlardı.

The children remained where I left them.

Çocuklar kendilerini bıraktığım yerde kaldılar.

WHEREVER : her nerede, her nereye

Mary makes friends wherever she goes.

Wherever she goes, Mary makes friends.

Mary her nereye giderse arkadaş edinir.

You can go wherever you like .

Nereye istersen oraya gidebilirsin.

The dog followed wherever my father went.

Köpek, babam nereye gittiyse onu takip etti.

Wherever else you go, you mustn’t forget to visit İstanbul.

Başka nereye giderseniz gidin İstanbul’u ziyaret etmeyi unutmamalısınız.

We saw many interesting things wherever we went.

Nereye gittiysek bir çok ilginç şey gördük.

You may put the books wherever you want.

Nereye istersen kitapları oraya koyabilirsin.

You may park your car wherever you like.

Nereye istersen arabanı oraya park edebilirsin.

ADVERBİAL CLAUSE OF DURATIONEVERYWHERE/ EVERY PLACE : her yerde, her yere

I enjoyed myself very much everywhere I went in Paris.

Paris’te her gittiğim yerde çok eğlendim.

We saw many things neglected everywhere we inspected.

Teftiş ettiğimiz her yerde ihmal edilmiş birçok şey gördük

Everywhere we visited, we saw many unusual things.

Ziyaret ettiğimiz her yerde bir çok alışılmamış şey gördük.

We asked for information every place we stopped.

Durduğumuz her yerde bilgi istedik.

Every place we visited, the people stared at us strangely.

Ziyaret ettiğimiz her yerde insanlar bize tuhaf tuhaf bakıyorlardı.

ANYWHERE/ANYPLACE : nerede olursa olsun, herhangi bir yere (yerde)

You can sit anywhere you like.

Nereye istersen oraya oturabilirsin.

The little dog would run anyplace they called him.

Küçük köpek çağrıldığı her yere koşardı.

She doesn’t want to go anywhere she has enemies.

O düşmanlarının olduğu hiçbir yere gitmek istemiyor.

 

No Comments Yet.

Leave a reply

web tasarim